24 Ağustos 2013 Cumartesi

Android Oyun Programlama Dersleri - Gün 1 - Kurulum










Android oyun programlama derslerine hoşgeldiniz ! Bu dersleri takip etmeyi istediğiniz için çok memnun oldum. Oyun progralama/geliştirme konusu gerçekten zor ama bir o kadar da eğlenceli ve geliştirici bir konudur. Bu yüzden size tavsiyem asla kendinizi tıkanmış veya yalnız hissetmeyin. Ben her zaman buradan sizlere yardımcı olmaya çalışacağım. Yorum yazarak veya e-posta ile sorularınızı sormaktan çekinmeyin. Elimden geldiğince sizlere cevap vermeye çalışacağım. 

Okuduğunuz için teşekkür ederim, umarım bu çalışmalar sizin içinde faydalı olacak...

GÜN 1, DERS 1-0 : Java nedir ?

Java : Sürekli duyduğumuz bir isim fakat gerçekten nedir bu java ?
Sizi java konusunda derin anlatımlara girerek sıkmayacağım. Bu konuda zaten binlerce sayfa yazıya online olarak ulaşabilirsiniz. Nede olsa siz buraya oyun geliştirmek için geldiniz.

Bu konumda bilmeniz gereken kısım şu ; Java bir programlama dilidir. (Sizin bilgisayar ile konuşmanızı sağlar) Böylece bilgisayara ne yapması gerektiğini anlatabilirsiniz. Ayrıca java bir platformdur. (Bilgisayarın sizin verdiğiniz komutları işlemesini sağlar) Böylece bilgisayar söylediklerinizi anlayabilir.

Java, her ortamda çalışabilmesi için tasarlanmıştır. Telefonlar, otomobiller, bilgisayarlar ve bilgisayarlaştırılmış olan binlerce farklı nesne üzerinde çalışabilir. Geliştiriciler "Bir kere yaz, her yerde çalıştır !" mantığını kullanabilmek için java platformunu aşırı derecede esnek tasarlamıştır. Keza, çok yakın geçmişe kadar mobil cihazlar dahil olmak üzere bir çok cihazın işletim sistemi platformu java tabanlı veya java destekli olmuştur.

Son birkaç yıl içinde ise yeni bir oyuncu sahneye çıktı : ANDROID. Google tarafından geliştirilen ve desteklenen ücretsiz işletim sistemi ANDROID şu anda otomobiller, masa üstü - diz üstü bilgisayarlar, tabletler, telefonlar, buz dolapları, otobüs eğlence sistemleri ve hatta fotokopi makineleri üzerinde işletim sistemi olarak kullanılmaktadır. Gelecekte daha başka hangi aygıtlarda olacağını kim bilir ?

Sonuç olarak ANDROID java mimarisini tam olarak desteklediği için ve java cihazları gibi yaygın bir kullanım alanı olduğu için Android Uygulama/Oyun geliştirme konusuna başlamadan önce java ile tanışmamız gerekiyor.

Eğer zaten java biliyorsanız bu bölümü atlamayı tercih edebilirsiniz. Ben dersleri olabildiğince anlaşılır tutmaya çalışacağım. İleri seviye programcılar ve Android Geliştiricileri bu bölümlerde sıkılabilir. 

Şimdi geliştirme ortamımızın kurulumuna geçeceğiz. Bu uygulama/oyun geliştirme konusunda en sıkıcı bölüm ancak bir şekilde yapılması gerekiyor...

Son Not : Aşağıdaki anlatım Mac ve Windows kullanıcıları için ortaktır.

GÜN 1, DERS 1-1 : Java ve Eclipse İndirme

Java programlamaya başlamadan önce bir geliştirme ortamına ihtiyacımız var. Bunun için bilgisayarımızı geliştirici bilgisayarı olarak belirleyeceğiz ve bazı yazılımları kuracağız.

Java Geliştirme Kiti (JDK - Java programları yazmanızı sağlayan geliştirme ortamı) kurabilmek için aşağıdaki adımları izleyin.


Mac Kullanıcıları : Genellikle bilgisayarınızda jdk zaten kuruludur. Bu adımı atlayabilirsiniz.

1. Aşağıdaki JDK indirme linkini tıklayarak jdk indirme sayfasına bağlanın. (Bu yazıyı gelecekte okuyanlar, jdk linkleri değişmiş olabilir. Güncel jdk linklerini arama motoru üzerinde "JDK DOWNLOAD" şeklinde arayarak bulabilirsiniz.)

http://www.oracle.com/technetwork/java/javase/downloads/index.html

2. Açılacak olan sayfada "Java SE 7u25 (veya üst sürüm)" başlığını bularak "JDK DOWNLOAD" indirme linkine tıklayın.


3. Java SE Development Kit 7u25 (veya üst sürüm) listesinde şartları kabul ettiğinize dair "Accept License Agreement" işaret kutusunu işaretleyerek listeden işletim sisteminize uygun olan JDK sürümünü indirin. (Burada windows kullanıcıları x86 ve x64 ayrımına dikkat etmelisiniz. Eğer x86 veya x64 size birşey ifade etmiyorsa yanlış dersi okuyorsunuz demektir. Öncelikle Temel Windows Kullanımı derslerini okuyup tekrar gelmelisiniz...)


4. Jdk indirmesi tamamlandığında kurulumu başlatarak ekranda çıkacak olan talimatları izleyerek JDK  kurulumunu yapınız. JDK yı kurduğunuz dizin daha sonra lazım olacak, bunu hatırlamanız faydalı olacaktır. (Ben C:\Program Files\Java\jre7\ dizinine kurulum yaptım.)

Şimdi Eclipse Kurmamız gerekiyor. İnternette Eclipse hakkında araştırma yapmanız faydanıza olacaktır. Eclipse bir kez kullanmaya başladığınızda vazgeçemeyeceğiniz üstün geliştirici araçları ile birlikte gelen bir IDE(Integrated Development Environment) dir.

Eclipse Kurulumu için aşağıdaki adımları izleyin : 


Eclipse kodlarınızı derleyen, yazılımı paketlemenizi sağlayan, kod ve projelerinizi organize eden bir programcı aracıdır. Oldukça kullanışlı ve güçlü bir IDE olarak bahsedebiliriz. Üstelik ücretsiz !!!

1. Aşağıdaki bağlantıyı kullanarak eclipse indirme sayfasını açın.

http://www.eclipse.org/downloads/

2. Açılan indirme sayfasında işletim sisteminize uygun olan "Eclipse Standart 4.3 (veya üst sürüm)" linkine tıklayarak kurulum dosyasını indirin.






3. Eclipse bir .zip dosyası şeklinde gelecektir ve kurulum istemez. Sadece çalışmasını istediğiniz yere çıkartın ve eclipse.exe yi çalıştırın. (Size eclipse.exe ye masa üstünde bir kısayol oluşturmanızı veya programı başlat çubuğuna sabitlemenizi tavsiye ederim.)

Böylece geliştirme ortamımız kurulmuş oldu. Artık java yazmaya hazır sayılırız. Şimdi eclipse için biraz ayar yapmamız gerekecek.

GÜN 1, DERS 1-2 : Eclipse Ayarlarının Yapılması

1. Eclipse ilk defa çalıştırıldığında size "workspace" ayarını yapmanızı söyleyecektir. Workspace (Çalışma Alanı) Eclipse tarafından projelerinizin, dosyalarınızın ve kaynakların kayıt altına alınacağı bir dizindir. (Ben E:\eclipse-workspace\ klasörünü çalışma alanım olarak belirledim.)



2. Eğer tüm kurulumu başarılı şekilde yaptıysanız aşağıdaki gibi bir ekran görüntüsü ile eclipse çalışmaya hazır hale gelecektir.



Bir sonraki derse buradan devam edeceğim. Okuduğunuz için teşekkürler.

1. Gün Değerlendirmesi :


Bu gün java, android ve program geliştirme hakkında basit bir giriş yaptık. Android geliştirmenin en önemli tabanı olan JDK ve Eclipse programlarını indirerek kurulumlarını gerçekleştirdik.

Yarın ilk Java programımızı yazmaya başlayacağız ve Java Jargonu hakkında konuşacağız.



Dip Not : Sizinde fark ettiğiniz gibi bir ders hazırlamak gerçekten zor. Bu yüzden internette Türkçe kaynak bulmak gerçekten zor hale geliyor. Bir dersin hazırlanma süresi sizin onu okuma sürenizden defalarca kez fazla. Derslerin devamı ve ücretsiz kalması için desteğinizi lütfen esirgemeyin.

Destek olmak için :

1. Bağışta bulunabilirsiniz. Sağ taraftaki "PAYPAL DONATE" butonunu kullanarak bağış yapabilirsiniz.
2. Derslere yorum yazabilirsiniz. Farkettiğiniz hataları, Eleştirilerinizi veya takdirinizi belirtmekten çekinmeyin.
3. Dersleri facebook, twitter gibi sosyal medya ortamlarında ilgisini çekeceğini düşündüğünüz arkadaşlarınız ile paylaşın.
4. Emeğime saygı gösterin ve metni kopyalayıp forumlara yapıştırmayın. Bunun yerine dersin linkini yayınlayın. Merak etmeyin o forumu okuyabilen insanlar bu sayfayı da okuyabilirler...

Teşekkürler.


23 Ağustos 2013 Cuma

Android Oyun Programlama Dersleri - Giriş

Hepinizin bildiği gibi, (veya bazılarınızın bilmediği gibi) android işletim sistemi mobil dünyada en yaygın olarak kullanılan işletim sistemlerinden biridir. Şimdi burada android nedir ? ne işe yarar gibi gereksiz konulara girmeden direk olarak "ANDROID OYUN PROGRAMLAMA DERSLERI" başlıklı yazı dizimin tanıtımını yapacağım.



Android ile oyun geliştirebilmek için öncelikle oyun programlama mantığını ve java dilini iyi öğrenmek gerekiyor. Bu konuda bana sürekli sorulan sorulara cevap vermek ve insanlık açısından faydalı bir örnek oluşturmak için bir yazı dizisi hazırlamaya karar verdim. Her gün bir ders olacak şekilde "ANDROID OYUN PROGRAMLAMA DERSLERI" yazı dizisini takip etmeniz durumunda mutlaka sizler için faydalı bölümler ile karşılaşacağınızdan eminim.

JAVA / OYUN PROGRAMLAMAYA BAŞLAMADAN ÖNCE....

Sık sorular sorular : 
Son dersleri ve yenilikleri nasıl takip edeceğim ?
1. Özellikle son yenilikleri takip etmek için beni takip etmelisiniz. Buradan facebook ile veya buradan twitter ile beni takip edebilirsiniz.

2. Ayrıca bu blog adresini sık kullanılanlar listenize ekleyerek blog üzerinden de takip edebilirsiniz. Son yayınlanan ders ana sayfada görüntülenecektir.

Bu dersler kimler için faydalı ?
Başlangıç seviye programcılar, ileri seviye programcılar, java öğrenmek isteyenler ve kendi oyununu tasarlamak isteyen herkes için bu dersler faydalı olacaktır.

Bu dersler ücretsiz mi ?
Evet. Bu derslerin tamamı ücretsiz olarak yayınlanacaktır. Size bir faydası olduğunu düşünüyorsanız ve bunun gibi içeriğin sürekli yayınlanmasını istiyorsanız bana bağış yapabilirsiniz.

Nasıl yardımcı olabilirim ?
Derslerin ücretsiz olması için bağış yaparak yardımcı olabilirsiniz. Ayrıca eğer dersleri beğenirseniz arkadaşlarınız ile paylaşarak ve onlara tavsiyede bulunarak yardımcı olabilirsiniz.


Nasıl yardım alabilirim ?
Eğer özellikle bir bölüm ile ilgili sorularınız var ise bunları bana contact@mesutaslan.com.tr adresini kullanarak veya ders altına yorum yaparak sorabilirsiniz. Mümkün olduğunca kısa süre içerisinde cevap vermeye çalışacağım.

Evet hazırsanız yarın (24.08.2013) ilk dersimize başlayacağız.


28 Haziran 2013 Cuma

Junior Yazılımcıların En Sık Yaptığı Hatalar

Aşağıdaki maddelerde mutlaka dikkat etmeniz gereken ama atladığınız, nerede yanlış yaptığınızı düşündüğünüzde içinden çıkamadığınız bazı noktaları yayınladım. Bunlara geliştirdiğiniz projenin büyüklüğü ne olursa olsun mutlaka dikkat etmelisiniz...

Olabildiğince açık ve kısa tutmaya çalıştım :D

Kullanıcı girdilerinin yanlış doğrulanması (Form Kontrolleri)
Çıktıların doğru şifrelenmemesi yada değiştirilmemesi
SQL dilinin yapısının bilinmemesi
HTML kodlarının sayfa akışı içinde doğru kullanılamaması (W3C)
İşletim sisteminin komut yapısının anlaşılamaması (Unix, Linux veya NT)
Hassas verinin normal text olarak taşınması/saklanması
Siteler arası isteklerde session çalınması (CrossSite Scripting)
Hata mesajlarında alt yapının ele verilmesi
Matematik işlemlerinde mevcut hafıza dışına taşılması (OverFlow)
State verilerinin harici kontrolü (ViewState)
Dosya ismi yada dizinlerin harici kontrolü (Fileread veya Streaming)
Güvensiz arama yolu (Server Path)
Kod üretici sistemlerin yetersiz denetimi (Wrong Back Coding)
Ne olduğu bilinmeyen kodların indirilip kontrolsüz kullanılması (Copy Paste Scripting)
Kaynakların zamansız ortadan kaldırılması veya serbest bırakılması (Disposing)
Gereksinimlerin yetersiz karşılanması
Hatalı hesaplamalar
Erişim kontrollerinin ve kullanıcı haklarının yetersiz kontrolü
Zaten kırılmış bir şifreleme algoritması kullanmak
Kod içinde direk olarak şifre kullanmak
Yanlış atanan kullanıcı hakları
Aslında random olmayan random veri kullanmak
Gereksiz erişim hakları ile çalışan kod
Sunucu tarafında kontrol edilmesi gereken güvenlik unsurlarının istemci tarafında kontrolü


4 Haziran 2013 Salı

Gezi Parkı Gözlemleri - Göknur Gündoğan

Göknur Gündoğan'ın kaleminden "Gezi Parkı Gözlemleri" olduğu gibi yayınlıyorum, lütfen yorum yapmaktan ve paylaşmaktan çekinmeyin !!!

Arkadaşlar ;

Üç gündür yaşanan olaylar sonucunda, yaptığım gözlemleri ivedilikle sizinle paylaşmak isterim. Çünkü bu sabah uyandığınızda, muhtemelen elinize yandaş medyanın gazetelerini alacak, büyük medya patronlarının etliye sütlüye dokunmayan internet sitelerine girecek ve sonuçta ;

Gezi Parkı Direnişi’nin bir REZİLLİK’ten ibaret olduğuna ve “milli kıymetlere” büyük zarar verdiğine İNANDIRILACAKSINIZ .

Bunu dün akşam kendi babamın ağzından duymak en hafifinden son derece sinir bozucu ve üzücüydü. Ama ona sakince şu cevabı verdim;

- “Seninle bu konuyu, telefonda tartışmayacağım. Çünkü sen orada yoktun, bu sebeple yaşadıklarımı bilemezsin. Tek bir şey söyleyebilirim. Fena halde kandırılıyorsun baba.”

Taksim Gezi Parkı Direnişine destek olanlar, bu ülkenin “aydın insanları” falan değildi. Hepsi Atatürkçü, laik beyaz Türkler falan da değildi. Kimse hayal görmesin. aralarında evet, memleketin gidişatından huzursuz, bunalmış çağdaş insanlar, Atatürk’ü sevenler vardı ancak, bununla beraber; çevreciler, tepkili mimarlar, üniversite öğrencileri, muhafazakar insanlar, son derece apolitik, ömründe eylem nedir görmemiş liseli gençler, özellikle genç kızlar ve kadınlar (çünkü bu memlekette erkeklerden çok kadınların özgürlükleri, %90’ı erkek erkler tarafından pazarlık meselesi yapılıyor!), cesur sanatçılar, yazarlar, üniversite hocaları, kimi zaman Apaçi diye adlandırılan belki lise seviyesinde okulu terk etmiş binlerce genç, futbol takımlarının tutkulu taraftarları, toplum tarafından seçimleri dolayısıyla aşağılanan veya dışlanan marjinaller, kimi milletvekilleri, beyaz veya mavi yakalı çalışanlar da vardı. Homojen bir topluluk değildi yani.

Bildiğiniz halktı. Herkesi bir araya getiren sabit bir politik düşünce yoktu.


Bu karışık topluluğun tek ortak noktası, her birlikte büyük bir “tepki” vermesiydi. 

Bu cümleyi okurken aklımızın bir köşesinde şu gerçeği de hatırlayaduralım, ülkemizdeki eğitim sistemi seneler boyunca çoğumuza “tepki vermenin, karşı çıkmanın ne feci bir şey” olduğunu öğretiyor. “Sen sus çocuuum ! Öğretmen bilir, büyüğün bilir, baban bilir, anan bilir. Sus patlatırım yoksa.” “Sen genç adamsın, üniversitelisin ne işin var eylemde, sus alırım içeri yoksa!”

Bu şartlanmalara rağmen tepki verebilmek, yürekli bir davranış değil mi ? İşte bugün, bu sus patlatırımların, sus yoksa içeri alırımların, sus yoksa işini kaybedersinlerin, ben senin hayatına müdahale ediyorum ama sus yoksa başını ezerimlerin tıkandığı noktadayız. İnsanlar muhafazakar, kaygısız, concon, modernist, marjinal, liseli, üniversiteli, apaçi, zengin, fukara, bilgili, bilgisiz ayrımı olmaksızın “yetti artık !” dediler. “Yetti. Bizi azarlamandan, ne yapmamız gerektiğini söylemenden, doğayı gönlünce katletmenden, İstanbul’u beton cehennemine çevirmenden bezdik artık. Biz huzur içinde azarlanmadan yaşamak istiyoruz.” Dün mesela, 3 gündür, İstanbul’da kıyamet koparken, Nişantaşı’ndaki kafelerde oturup, bana dokunmayan yılan bin yaşasın tavrı takınan, çoğumuzun « concon » tabir edebileceği insanlar, akşam polis TOMA’larının Beşiktaş’a inişini durdurmak için oturdukları yumuşak koltuklardan kalkıp, Nişantaşı’na bariyer kurdular. İnanabiliyor musunuz ? Bu sebeple, Gülse Birsel’in « Eeah !Yetti be ! » yazısı, popüler bir gözden, durumu eğlenceli bir şekilde resmeden bir metindir, okumanızı tavsiye ediyorum.


YORMADAN, KISA KISA GÖZLEMLER


  • Tepki gösterenler arasında gençler çoğunluktaydı. Neden ? Gençler sanal ağlar üzerinden iletişim kuruyor, birbirlerine olayları, whatsapp gibi uygulamalar üzerinden eş zamanlı olarak görüntülü, sesli ve yazılı bir biçimde ulaştırıyorlar. Bu sebeple bilinçli değilse bile, konvansiyonel medyalardan haber aldığını sanan, orta yaş ve üstü kesime göre daha “haberdarlar”.
  • Evet, özellikle dün akşam saatlerinde, kimi küçük gruplar işin dozunu biraz kaçırarak fevri tavırlar içine girdiler. Ancak sizi temin ederim sokaktaki insanların büyük çoğunluğu,birbirlerine « aman abi dikkat et, cam mam kırılmasın, sakın kavga etme, itekleme kimseyi ! » diye defalarca uyarıda bulunuyordu. Onbinlerce insanın katıldığı, güvenlik kuvvetlerinin bile-isteye gözümüzün önünde oraya buraya salladıkları bombaları, bu bombaların açtığı hasarların faturasının gösteri yapanlara kesilmesini saymıyorum bile !
  • İnsanları sanırım sonsuza dek “koyun modunda” tutamıyorsunuz. Dün umutla Gezi Parkı’nın kalbinde şarkı söylerken sevdiğim bir yazarın sözünü hatırladım “sen hiç sıkılan aşık ya da eylemci gördün mü?” Evet aşık sıkılmaz, eylem insanı da. Neden? Bir davası vardır çünkü. Köküne kadar inandığı. Günümüzde gençler de aslında inandıkları, savundukları birşey olsun istiyorlar. Ama bunun “ne olduğunu” dikkatleri sürekli başka yönlere çekildiğinden, ne yazık ki çoğunlukla bulamıyorlar. Geçtiğimiz 3 gün boyunca facebook ve twitter’ın ilk kez, dedikodu ya da geyik yapmak için değil “bir direniş aracı olarak veya astım krizi geçiren bir eylemciye doktor, sığınma noktası bulmak için” kullanılabileceğini gördüler mesela. TV, gazete, dergi, radyo yayını, internet, facebook, twitter, instagram gibi medya (aracı) veya sosyal medya (aracı) ları içleri boşaltıldığında kısır bir döngüye saplanıp kalan bir hiçtir. Onların anlamını biz bulmak zorundayız. Onları anlamlandırmak mühendislerin veya dahi yazılımcıların değil, bizim işimiz !
  • Biraz önce de yazdığım gibi gösteri grubunun içinde, Ümraniye’den, Dudullu’dan, Üsküdar’dan Taksim’e akan sosyo-ekonomik sınıfı son derece farklı genç insanlar vardı... Diyeceksiniz ki, onlar “eğlence var, olay var” diye “öylesine” gelmişlerdir. “Goygoy yapmaya”. Hepsi mi goygoycuydu peki? Farz edelim ki goygoycular, sizce bir goygoycu “çimlere basma Tayyip, çimleri eziyorsun...Kusura bakma Tayyip... !” “Sık bakalım, sık bakalım biber gazı sık bakalım...!”, “At, at, saldır, sen attıkça büyüyoruz!” diye saatlerce haykırdığında, hayatında hiç mi bir şey değişmez? Yani devletin kendi sivil, pasif ve eğlence dolu direnişine binlerce ton biber ve portakal gazıyla tepki verdiğini, orantısız güç kullandığını gören genç bir zihin, sizce bunları unutur mu?
  • Cuma gecesi Çamlıca tepesinde sakin sakin çay içen insanlar ağlıyorlardı arkadaşlarım. Nedeni elbette mutluluk falan değildi. Taksim’den, Harbiye’den, Beşiktaş’tan rüzgarla Çamlıca’ya dek ulaşan kavurucu biber gazıydı... Yöneticilere sövdüklerini duyuyordunuz. “İstanbul’un üstünü biber gazıyla örttü insafsızlar” diyordu herkes. Bu baskıdan “tepkili olmayan amca ve teyzeler” de etkileniyorlardı yani. Taksim ve Şişli civarında kalan ve otellerine gazdan ve varolan dehşet ortamından ulaşamayan binlerce turistin çektiği çileyi de unutmamalı... Sonuç olarak, “Her İstanbullu bir gün biber gazını tadacaktır” diye bir cümle, slogan olarak yerleşti diyebiliriz. Ne utanç verici değil mi?
  • 31 Mayıs ve 1 Haziran 2013 günü Türk Medyasının ve özellikle de Türk Televizyonculuğunun ölüm tarihidir. (Halk TV’yi ve Okan Bayülgen’in yayınlarını bir köşeye koyuyoruz.) Aşağıdaki fotoğrafları, vicdan terazinize bırakıyorum. 


31 mayıs günü ve gecesi, 01 haziran sabahı İstanbul ve diğer onlarca ilimiz olaylarla çalkalanır, Ankara’da ODTÜ’l¨ler ve vatandaşlar toplanıp Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yürürken, Türk televizyonlarından screen shoot’lar...



01 haziran 2013 sabah 04:00’da binlerce insan, Kadıköy’den Beşiktaş’a yardım için karşıya yürüyor... Ve Hiç bir haber kanalı bunu göstermiyor !


BBC televizyonuna Lily isimli biri, Avrupa’ya geçen bu güruhu bildiriyor, ve BBC yayınlıyor.Türk haber kanallarında tüm gece olduğu gibi, bu olaylar yaşanırken de hiç bir haber yok.

***Bilmem haberiniz var mı, dün akşamüstü (01.06.2013) basına olan tepkiden dolayı, eylemciler, Taksim meydanında olan ama yayın yapmayan!, hele Beşiktaş’taki keşmekeşi hiç göstermeyen NTV’nin yayın aracındaki muhabirleri kovup, aracı devre dışı bıraktılar.


Polis pasif ve eğlenceli eylemlere müdahale etmeden önce “Taksim Gezi Parkı Direnişi” buydu. Bunu asla unutmayalım


ÖNEMLİ SONUÇLAR, ÇIKARIMLAR:



  • TÜRK MEDYASINA KESİNLİKLE İNANMA. 
  • GÖZLEMLE, ARAŞTIR VE ANLAYIŞLA ANLAT.
  • TEPKİ VER, SAKIN SUSMA.
  • SEN DE BU ÜLKENİN EVLADISIN, ÖTEKİ yani « ayyaş, kindar, serseri, işe yaramaz, terörist vs. » DEĞİLSİN ! BU GERÇEĞİ ASLA UNUTMA !
  • ÇEVRENE, İNSANLARINA, SOSYAL UYGULAMALARA veya YAPTIRIMLARA YÖNELİK SORUMLULUK AL !


Bir insan olarak, yarınlarımız için biraz olsun sorumluluk almak adına, son günlerde yaşadıklarımızı çevremizdekilere sakince, doğru bir şekilde anlatalım, aktaralım.

Üç gündür yaşanan olayların “bir grup densizin işi” olmadığını ve bu “ortak tepkinin” altında çok daha büyük sorunlar ve baskılara dayanan bir altyapı bulunduğunu söyleyelim. Yanlış gördüğümüz, vicdanımızı rahatsız eden her şey için, lütfen ses verelim. Birlikte ol-mazsak, “hiç” olmayı kabullenmişiz demektir.

Göknur Gündoğan